Tarımın geleceği nasıl olacak?

Tarımın geleceği nasıl olacak?

Dünyada artan nüfus beraberinde yaşam alanlarına duyulan ihtiyaç tarımsal alanların daralmasına neden olmakta. Sanayileşmenin etkisiyle tarımsal üretimdeki nüfus ise köyleri terk ederek şehir merkezlerine doğru göç ediyor. Şehirlerde yaşayanların zaman içerisinde tarımdan uzaklaşmaları, nüfusun artması, tarımla uğraşanların sayıca azalması gibi temel nedenlerle tarım artık daha stratejik bir hal almaya başladı. Buna küresel ısınmanın etkisini de eklediğimizde tarım artık belki de eskisinden daha önemli hale geldi. Tarımsal üretimden elde edilen pek çok ürünün ikamesi bugünkü teknolojik gelişme ile henüz mümkün değil. Dünyanın en büyük sorunlarından birinin açlık ve yetersiz beslenme olduğu düşünüldüğünde, tarımsal üretim gücüne sahip olan ülkelerin büyük bir stratejik güce sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Gıda enflasyonunu nasıl yönetmeliyiz?

Küresel anlamda FAO verilerine göre son beş yıllık geçmişte gıda fiyatları dünya ortalamasında düşüş gösterirken ülkemizdeki enflasyonun temel nedenlerinden birisi olarak duruyor. Gıda enflasyonunu yönetebilmek için öncelikle maliyetleri yönetebilmeliyiz. Maalesef gıda enflasyonundaki temel sorun maliyetler. Tarımsal üretimin temel girdileri olarak sayılan enerji, tohum ve gübrede dışa olan bağımlılık, yükselen kur değerlerinin doğrudan tarımsal maliyetler içerisine girmesine sebebiyet vermekte. Bununla birlikte tarımsal üretimin belirli bir programa bağlanamamış olması, tarımsal alanların verimli kullanılamayışı, tarımsal üretimin teknolojiden uzak yapıda olması, sulama gibi temel nedenler de enflasyona neden olmakta. Çiftçilerin eğitim düzeyindeki düşüklük, bilinçsiz ekimler vb. unsurları da nedenler arasında görebiliriz.

Tarımın finansmanında neler yapılmalı?

Tarımın finansmanı açısından pek çok farklı yöntem mevcut. Öncelikle tarımla uğraşanların aile geleneğinden gelen çiftçiler olduğu gerçeğini kabul ederek önceliği aile tarımına vermek gerekiyor. Bu anlamda mikro ölçekli krediler, tarımda çalışanların sosyal güvenliği ile tarımla uğraşanların statülerinin yükseltilmesi lazım. Büyük ölçekli tarımsal yatırım yapacakların ise yatırım yapacakları konuyla ilgili eğitimlerini almış, sertifikasyonlarını tamamlamış olmaları gereken bir yapının kurulması gerekli. Bugün bir McDonald’s restoranı açarken eğitim almadan bu restoranı açamazken, buraya tarımsal ürün sağlayacak bir çiftliği kurmak için devlet işletme sahibi olacak kişiden hayvancılık bilgisi, çiftlik yönetimi, maliyetlendirme, pazarlama gibi temel bilgilerin sahibi olmasını bile istemiyor. Şahıslara yönelik sertifikasyonlar yokken, onların üreteceği ürünlere yönelik farklı farklı sertifikasyonlar isteniyor. Bu bile garip. Tüm sayılan nedenlerle gerek verilen teşvikler gerekse de tarımın finansmanında verimlilik sorunu ortaya çıkıyor. Bence sorun temelde burada. Bir diğer husus ise çiftçinin üreteceği ürünün tohum desteğinde bulunacak, bunları pazarlayacak ve çiftçinin haklarını koruyup halkı daha ucuz ürünle buluşturacak kooperatiflere ihtiyaç var. Bugün ülkemizde binli sayılarla ifade edilen kooperatifler olmasına karşılık bunların bir ikisi hariç çoğu amacından sapmış, siyasette yer alacak kişiler için basamak haline dönüşmüş yerler. Ayrıca çiftçilerin ortak olacakları Hollandalı Rabobank benzeri bir kooperatif bankasına da acil ihtiyaç var.

 

Bir cevap yazın